Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Dar ağacında üç fidan oku 4 bölüm

TELASLANMISLAR, DENIZ'IN AYAGIlNDAKI ZINCIRI AÇAMIYORLARDI... DENIZ GÜLÜMSÜYORDU.

Avukatlar Hüseyin'in oldugu odaya girerlerken bir albayla karsilastilar. Albay -Dini telkin istemiyorlar- dedi. Bunu anlamli bir sesle söylemisti. Müslüman olmadiklarini çagristirmak istiyordu.

Avukatlar -Bu sadece onlarin bilecegi bir is- dedi. Albay -Tabii siz de bilirsiniz,- diye ayni sezdirmeyi, bu kez avukatlara yöneltti.

Aylardan mayisti. Günlerden Mayis'in 6'si. -Hidirellezgünü diye yaziyor takvimler, -Alaçam, Samsun, Geyikasan Hidirellez günü... Karacabey, Bursa Hidirellez senlikleri...Halkin her yil sevgili gibi karsiladigi bir gün. Darginlarin baristigi, çocuklarin, canlilarin, doganin senlendigi, armaganlar alinip verildigi bir gün.

Yerlesmis Islam gelenegine göre Hidir ve Ilyas peygamberlerin her yil bulustuklarina inanilan gün. Inanisa göre ölümsüzlüge erismis bu iki peygamberin bulusmalari, kutlanarak anilir.

Avukatlar Hüseyin'in bulundugu odaya girecekken duyduklari bu sözle sinirlenmislerdi. Hüseyin babasini düsünüyordu odada, Hidir'di babasinin adi, Hidir Inan.

Aylardan mayisti. Günlerden Mayis'in 6'si. Inanisa göre ölümsüz peygamber Hidir baba baharin mustulayicisidir. Bastigi yerde güller açilir, bülbüller ötüsmeye baslar, baharin bereketi hissedilir... O gün sarkilar söyleme günüdür.

Kizlar evlilige niyet tutar. Hastalarin iyilesme umudu dirilir, tazelenir. Canlilarin cani yakilmaz. Karincalarin bile incinmesinden sakinilir. Iyilik günüdür Mayis'in 6'si. Hidirellez, halkin günüdür...

Avukatlar albaydan geçip Hüseyin'in bulundugu odaya girdiler. Hüseyin de Deniz ve Yusuf'un durumundaydi. Birkaç görevli omuzlarindan tutmaktaydi.

Avukatlarini görünce büyük bir mutluluk ve derin bir gülümsemeyle -Hosgeldiniz- dedi. Avukatlar ona bir arzusu olup olmadigini sordular. -Bir arzum yoktur. Sizlere çok tesekkür ederim.- dedi.

Sonra Hüseyin avukatlarina -Babam Ankara'da mi?- diye sordu. Avukatlar Ankara'da oldugunu söylediler. Hüseyin -Nasil?- diye sürdürdü sorusunu. -Iyi ve seninle iftihar ediyor- diye yanitladi avukatlari.

Bu arada avukatlar görevlilere Hüseyin'in de arkadaslariyla vedalastirilmasini hatirlattilar.

Hüseyin ayni sicaklik ve canlilikla Deniz ve Yusuf'la odalarinda birer birer kucaklasti. Zincirleri ve baglari, üçünün de bu vedalasma aninda gövdelerine alabildigine agirlik veriyordu. Omuzlari ve baslarinin hareketiyle birbirlerine sokuluyorlardi.

Hüseyin önce basgardiyan odasinda Deniz'le, sonra yandaki diger odada Yusuf'la, konusacak çok seyleri olan, ama ayrilmak zorundaki insanlarin can sevinciyle bakisti. Hiçbir sey sakadan degildi. Fakat yasayan gülümseyislerinde, çocuksu, sakacil bir incelik vardi.

Bir birlikteligin, yasamadaki son karsilasmalari da böylece bitti. Hüseyin görevliler arasinda bekleme yeri olan, avukatlarla mahkumlarin görüsme odasini getirilip sandalyesine oturtuldu.

Üçü de ilkin kendisinin asilmasini isteyen bir duygu tasiyordu. Onlari daragacina çikmak degil, daragacina çikacak arkadaslarini seslerden, kipirtilardan dinlemek zorunlulugu incitiyordu. Fakat bu son deneylerine de dik duruyorlardi.

Saat 01.00'i geçiyordu.

Bu ara avukatlar Deniz'in bulundugu odaya döndüler.

Deniz ayaklari zincirli, elleri arkadan bagli bir durumda daragacina bakan pencereye karsi oturdugu yerden yazdirdigi son mektubunu tamamlamak üzereydi. Onun bitirmesini beklediler.

-... Son anda yaptiklarimdan en ufak bir pismanlik duymadigimi belirtir, seni, annemi, agabeyimi ve kardesimi devrimciligimin olanca atesiyle kucaklarim... Oglun Deniz Gezmis.-

Mektup tamamlanmisti.

Infaz savcisi Sami Ugur, Deniz'e sokulup, elindeki basili kagittan idam kararinin özetini okuyup; bir diyecegi olup olmadigini sordu. Deniz, kararin kendisine ait oldugunu, bir diyecegi olmadigini belirtti.

Savci görevlilere -zincirleri çözün- dedi. Bir görevli yari telasli, yari çekingen bir tavir içinde, elindeki anahtarla zincirlerin kilidini kurcalamaya basladi... Açamiyordu. Elindeki anahtar kilide uymuyordu. Bunun üzerine basgardiyan birkaç anahtar daha verdi. Kilidi yine açamadilar.

Bu durum odadakilerde yeni bir sabirsizlik havasi estirmisti. Kendi kendine söylenenler vardi.

On bes dakika kadar beklenildi. Birisinin -Zincirleri çözmeye lüzum yok, zincirleriyle çikarilsin- dedigi duyuldu. Infaz savcisi Sami Ugur -Bunlar efendi çocuk, prangayi çözelimdiye karsilik verdi ve -Kilidi kim kilitlediyse acele bulun komutunu verdi.

Adami bulup getirdiler. Ve zincirler çözülebildi. Deniz zincirlerini çözen adama -Postallarimin bagini bile baglamaya vakit birakmadan beni apar topar buraya getirdiler. Sehpada bu haliyle postallarim ayaklarimdan düsecekler. Onlari bagla..- dedi. Görevli, Deniz'in postallarini bagladi.

Bu arada Deniz'e, beyaz bezden dar bir idam gömlegi giydirdiler. Ayaklarina kadar uzandi...

Gitme vakti gelmisti.

Deniz avukatlarina dönerek veda etti. Çevresini aci bir gülümsemeyle süzdü ve avludaki sehpaya dogru metin adimlarla yürüdü.

Idam gömleginin dar olmasi ve ellerinin bagli olmasi nedeniyle sehpaya destekle çikti. Sehpada üç ayakli bir tabure vardi. Deniz ona da çikip ilmigi boynuna kendisi geçirmeye çalisti.

Ilmigi boynuna geçirdiginde, seyredenlerden bazilari, cellada baslariyla tabureyi çek isareti veriliyordu. Deniz birden, safagi daha sökmemis bu bahar sabahinin, serin sessizligine dogru yanki veren bir sesle bagirmaya basladi:

 

-YASASIN TÜRKIYE HALKININ BAGIMSIZLIGI, YASASIN MARKSIZM-LENINIZMIN YÜCE IDEOLOJISI, YASASIN TÜRK VE KÜRT HALKLARININ BAGIMSIZLIK MÜCADELESI, KAHROLSUN EMPERYALIZM!-

Çevredeki görevliler telaslandilar. Deniz'in son sözcügü bitmemisti ki, cellat aceleyle tabureyi altindan çekti. Cigerinden yükselen son sözcügü tasiyan nefes, dudagina varamadan, girtlaginda tikandi.

Taburenin çekilmesiyle Deniz bosluga yigilmisti. Fakat onun uzun boyunu cellat hesap edememisti: Deniz'in ayaklari taburenin altindaki masaya çarpti. Hemen masayi da çektiler.

Saat 01.25'i gösteriyordu.

Gardiyan, imam ve sivil personel, gelenek geregi saygi durusunu geçmisti. Avukatlarin yüzlerini derin bir hüzün doldurmustu. Denizgili ölüme mahkum eden 1 No'lu Sikiyönetim Mahkemesi'nin Baskani Tuggeneral Ali Elverdi, elleri arkasinda; agzinda sigara Deniz'i seyrediyordu. Ankara savcisi Fazil Alp, Tevfik Türüng, Sami Ugur, yüksek rütbeli birçok subay, gardiyanlar, sivil görevliler, imam, avukatlar doktor infazda hazir bulunmustu. Özellikle imamin asiri derecededuygulandigi görülüyordu. Infaz savcisi Sami Ugur, kendince espriler yapip yine kendi gülüyordu.

Deniz'in gögsüne, karar özetini içeren bir beyaz karton astilar. On dakika kadar sonra, görevli doktor gömlegini siyirip nabzina bakti. Deniz'in nabzi çarpiyordu. Beklediler...

On-on bes dakika sonra nabza tekrar bakildi. Deniz'in nabzi durmamisti. Bekliyorlardi. Deniz ipin ucunda bir dal gibi, alaca havada agir agir dönüyordu. Sadece basi ve postallari, uzun ince beyazligin iki ucunda, iki gri noktaydi.

Gemerek'te yakalandigi gün kalbi ve beyni arasinda dolastirdigi ölüm duygusu, onu daragacinda, boynunda bulmustu.

Elli dakika öylece kaldi.

02.15'de ipi kestiler.

:::::::::::::::::

KANAYAN ÜZÜMLER

Elleri bagli, bilekleri

gözleri açik... kan yok gözkapaklarinda

yalniz gevseyen bir omurga, kirilan ayna parçalari

...

Yalniz gevseyen bir omurganin

saçlara bulasan islakligi

cansiz sarkisi bir gövdenin

...

Hayir, bagirmak için vakit erken

geceyi bölmeliyiz geceyi...

halkin çirpinislar biriktiren karanligini,

gül yapraklarinda yagmur taneleri gibi

ölümü sabirla tasimaliyiz bagrimizda

...

Isik kiriliyor --nasil olsa kirilacakti-

oksarken güvendigimiz hayat

karanliklara alisarak baskaldirdi

bulut gibi tasinan pankartlarla

olgun meyvalardan fiskiran suyla

acinin ve akmayan gözyasinin sirriyla

ah, bir ter gibi gitgide soguyan kansiz ölüler

kanayan üzümleri görüyorum

kanayan üzümleri

yasadigimiz bag evlerinde

bag evlerinde

YUSUF ODASINDAN ALINIRKEN -DENIZ-IN SESINI DUYDUM- DIYORDU...

Deniz daragacindan indirilip götürülürken, Yusuf'u odasindan çikardilar. Basgardiyan odasina getirdiler. Gelirken -Deniz'in sesini duydum- diyordu. Deniz'in oturmus oldugu sandalyeye bu kez Yusuf'u oturttular.

Ayaklarindaki zincirler çözüldü. Kendisine hüküm okundu. Bir diyecegi olup olmadigi soruldu. -Bir diyecegim yok karar bana aittir- dedi.
Doktor çagirdilar. Yusuf -Hiçbir seyim yok, sanki komada olsam asmayacak misiniz? dedi.

Bu arada Yusuf babasina yazdigi ile köyündeki akrabalarina ve köy halkina yazdigi son mektuplarini avukatlarinin almasini istedi. Yusuf son mektuplarini dört gün önce cezaevindeki hücresinde yazmis, koynuna koymustu.

Mektuplari infaz savcisi aldi. Yusuf -Mektuplarini yerlerine verecek misiniz?- diye sordu. Infaz savcisi -Elbette verecegiz, bize güvenin yok mu?-, diye yanitladi. Yusuf gülümseyerek, -Niye güvenim olsun?- diye karsilik verdi...

Yusuf'un babasina yazdigi son mektubu söyleydi: Sali
2.5.1972

Sevgili Babacigim...

Bu mektubu aldigin zaman ben ebediyen bu dünyadan göç etmis olacagim. Ne kadar sarsilacagini tahmin ediyorum. Bir buçuk seneden beri benim yüzümden nasil üzüntü içinde oldugunuz malum. Bu son olayi da metanetle karsilamanizi sadece dileyebiliyorum.

Babacigim, bu olayda da annemin ve Yücel'in senin tesellilerine ve desteklerine ihtiyaçlari çok. Bunun için ne hadar metin olursan, hem senin sagligin için, hem de onlar için o kadar iyi olur. Elbette ki, yillarca emek verip yetistirdigin bir ogulun, birgünde öldürülmesi kolay gögüslenecek bir olay degildir. Fakat siz benim ne için, kimlere karsi mücadele verdigimi biliyorsunuz. Ben bu açidan rahat ve vicdan huzuru içinde gidiyorum. Sizlerin de bu bakimdan rahat ve huzur içinde oldugunuzu ve olacaginizi biliyorum.

Babacigim, annemin ve Yücel'in senin desteklerine muhtaç olduklarini yukarda söylemistim. Onlari rahat ettirmek için bütün gücünü kullanacagindan zaten eminim. Babacigim burada sunu ilave edeyim ki, Yücel'in hastaligindan kendimi sorumlu hissediyorum. Yücel için her seyinizi ortaya koyacaginiz konusunda da kuskum yok. Ablamlar için söyleyecegim, fazla üzülmesinler. Olayin sarsintilari geçtikten sonra normal hayatlarini devam ettirsinler. Mehtap'a ne diyeyim... Benim için her zaman bol bol öpün.

Babacigim cezaevinde kalan arkadaslari arasira yoklarsan, hallerini, hatirlarini sorarsan çok memnun olurum. Her biri oglun sayilir. Disarda bizler için ugrasan dostlarimi ve dostlarini hiçbir zaman unutmayacagini biliyorum.

Mektubum burada biterken sizi, annemi, Yücel'i, ablami, Aziz agabeyi, Mehtab'i hasretle kucaklarim babacigim... Saglicakla kalin.

HOSÇAKALIN

T. Yusuf Aslan

Yusuf'un babasina yazdigi bu son mektubu yerine verilmisti, fakat köyüne ve akrabalarina yazdigi mektup yerine verilmedi.

Yusuf'un infaz savcisina -Niye güvenim olsun?- karsiligi daha sonra haklilik kazanmisti.

Savciyla bu konusmasi sirasinda Yusuf'un beyaz idam gömlegini getirdiler. Yusuf -Beyaz gömlegi giymesem asamaz misiniz?- diye sordu. -Usül böyle- diye karsilik verdiler.

Bu ara Yusuf karsisinda oturan ve çevresindekilerin kendisine -müdür bey- dedigi birine (Birinci Sube Müdürü'ne) -Yine iskencelere devam ediyor musunuz?- diye sordu. Müdür birden irkilip, -Biz öyle bir sey yapmayiz- diye yanitladi. Yusuf gülümseyip basini hafifçe bükerek, -Peki elektrik iskencesi nasil gidiyor?- dedi. Müdür yine -Bizde böyle bir sey yoktur- diye yanitlayinca, Yusuf, müdüre -Sizin çocugunuz var mi?- diye sordu. -Bir kizim var- diye karsilik verdi müdür. -Nerede okuyor?- diye sorusunu sürdürdü Yusuf; müdür de -Okula gitmiyor, daha küçük bir kiz- dedi. Daha sonra müdür Yusuf'a ODTÜ'de hangi bölümde okudugunu sordu. Yusuf -Fizik bölümü ikinci sinifta idim- diye yanitladi. Yusuf'un konusmasindaki rahatliktan onun idam edilecek biri oldugunu unutmustu sanki müdür. -Ikinci sinifta idimdeyisi birden havayi etkiledi.

Daha sonra Yusuf'a avukatlari -sigara içer misin?- diye sordular. -Son bir defa içeyim- diye yanitladi.

O ara tuvalete gitmek istedigini söyledi. Infaz savcisinin izniyle tuvalete götürdüler. O tuvaletteyken savci -Dikkat etsinler,orada pencere vardir- diye seslendi.

Yusuf tuvaletten döndügünde, infaz savcisi -Yusuf'u bekletmeyelimdedi. Beyaz gömlegi giydirdiler.

Yusuf avukatlariyla vedalasip, güler bir yüzle idam sehpasina dogru yürüdü. Masaya ve tabureye çikti. Ilmigi boynuna geçirmisti ki gür bir sesle bagirarak söyle söyledi:

-BEN HALKIMIN BAGIMSIZLIGI VE MUTLULUGU IÇIN SEREFIMLE BIR DEFA ÖLÜYORUM. SIZLER, BIZI ASANLAR SEREFSIZLIGINIZLE HER GÜN ÖLECEKSINIZ. BIZ HALKIMIZIN HIZMETINDEYIZ. SIZLER AMERIKA'NIN HIZMETINDESINIZ.. YASASIN DEVRIMCILER KAHROLSUN FASIZM..!-

Yusuf bagirirken seyredenler arasindan biri aceleci bir sesle -Sehpaya vur, sehpaya vur, sehpaya vur- diyordu. Celladin hareketleri çabuklasti. Yusuf ayagiyla tabureye vurmaya çalisirken cellat onu altindan çekti, sonra masayi da aldi. Yusuf'un da son sözcügü agzinda kalmisti. Bosluga çakilmasiyla birlikte disleri kenetlenmis, adeta son sözcügü isirarak söylemisti...

Saat 02.25'i gösteriyordu.. Ayni kisiler onu da ayni sekilde seyrettiler... Agir agir dönüyordu ipin ucunda. Sonra bir

külçe halinde durdu. Sadece esintiyle idam gömleginin uçlari uçusuyordu...

02.50'de ipi kestiler...
Az sonra Hüseyin, Merkez Cezaevi'ndeki avukatlarla mahkumlarin görüsme odasindan alinip, basgardiyan odasina getirildi. Deniz ve Yusuf'un daha önce oturtuldugu sandalyeye oturtulup, ayaklarindaki zincirler çözüldü.

O sirada avukatlari, Hüseyin'e sigara vermek istediler. Hüseyin içmeyecegini söyleyip tesekkür etti.

Bir ara infaz savcisi Hüseyin'e, -Sariz'in içinden misiniz, köyünden misin?- diye sordu. Hüseyin -Sariz'in içindenim, siz Kayseri'nin neresindensiniz?- dedi. Infaz Savcisi -Kayseri'nin içindenim- diye karsilik verdi.

Ve savci bu konusmadan sonra, hakkindaki idam kararini Hüseyin'e okuyup, sordu: Hüseyin -Karar bana aittir, bir diyecegim yoktur- dedi. Bu ara Hüseyin daha önce hücresinde babasina yazdigi kisa mektubunu alip, babasina vermelerini söyledi... bu son mektubunda Hüseyin sunlari yazmisti:

-Babama, Anneme, Kardeslerime ve yakin arkadaslarima,

Söyleyecek fazla söz bulamiyorum.

Bir insanin sonunda karsilasacagi tabii sonuç bildiginiz sebeblerden dolayi erken karsima çikti.

Üzüntü ve acinizi tahmin ediyorum.

Ileride durumu çok daha yakindan anlayacaginiz inancindayim.

Metin olunuz.

Üzüntü ve acilarinizi unutmaya çalisiniz.

Bütün varligimla hepinize kucak dolusu selamlar, sevgiler!..

Yazilacak çok sey var, fakat hem mümkün degil, hem de sirasi degil...

Candan selamlar...

Hüseyin Inan

Hüseyin son mektubunda da yasadigi sürece agir olan, az konusan kisiligini sürdürmüs, kisa bir mektup birakmisti.

 

Infaz savcisinin mektubu almasindan sonra Hüseyin, avukatlarina dönerek -ayagimda bu beyaz lastik papuçlar var, ayakkabilarimi giymeme firsat vermediler, çullanircasina, adeta havalandirarak apar topar getirdiler, babama söyleyin, bu lastikleri gördügü zaman, ayakkabisi yokmus diye üzülmesin. Hücrede kalan ayakkabilarim, Askeri Cezaevi'ne hediyem olsun- dedi..

O sirada infaz savcisinin -Hüseyin'i bekletmeyelim- dedigi duyuldu. Hüseyin'e beyaz idam gömlegi giydirildi.

Hüseyin avukatlarina veda etti ve çevresine dönerek -Bu mücadele bizimle bitecek mi?- dedi..

Daha sonra beyaz gömlegi içinde sehpaya dogru dik ve metin adimlarla yürüdü. Sehpaya çikti, tabureye çikmadi. Son sözlerini tabureye çikmadan, ilmigi boynuna takmadan bagiracakti.. Aceleci sesin sahibine adeta, sessizce oyun bozanlik etmisti...

 

Hüseyin saat sabahin 03.00'ünde, safagin sökmege sabirsizlandigi bir sirada, son karanliginda gecenin, sehpanin üstünde bagirarak karanliga karsi sunlari söyledi:

-BEN SAHSI HIÇBIR ÇIKAR GÖZETMEDEN, HALKIMIN  MUTLULUGU VE BAGIMSIZLIGI IÇIN SAVASTIM. BU BAYRAGI BU ANA KADAR, SEREFLE TASIDIM. BUNDAN SONRA BU BAYRAGI TÜRKIYE HALKINA EMANET EDIYORUM.
YASASIN ISÇILER, KÖYLÜLER VE YASASIN DEVRIMCILER, KAHROLSUN FASIZM...!-

Bu son sözlerinden sonra Hüseyin, boynunu ilmige geçirdi ve ayaginin altindaki tabureyi bir iki tekmeyle devirip, kendi infazini yapti.

Ince dal bedeni bosluga düstü... Ileri geri sallanip döndü... Deniz ve Yusuf'la bir kez daha bulustu...

Yorum ekle

<< Ana sayfa

Creative Commons License
This work by sadık is licensed under a Creative Commons Attribution-No Derivative Works 3.0 Unported License.
Based on a work at alevilerizbiz.bloggum.com.
Permissions beyond the scope of this license may be available at alevilerizbiz.bloggum.com.